Pazar, Şubat 1, 2009 - MEHTER MARŞI DİNLE SEVİLEN MEHTER MARŞLARI BURADA
| Tarihten günümüze kadar ulaşmış, Her ne kadar eskisinden farklı olsa da ,dinlemesini bilenleri tarihin derinlilerine götürebilen Mehter ve Mehter Marşları... | birxkovaxsogukxsu.blogcu.com adresinden mehter marşı dinlemek mümkün... Mehter marşı seven ve dinlemek isyenlere... İŞTE DİNLEYEBİLECEĞİNİZ MARŞLAR: 01 MEHTER VURUYOR, 02 YİNE DE ŞAHLANIYOR, 03 YELKENLER BİÇİLECEK, 04 ARTAR CİHATLA ŞANIMIZ, 05 FETİH MARŞI , 06 OSMAN PAŞA MARŞI, 07 SANCAK MARŞI, 08 ORDUNUN DUASI, 09 ESTERGON KALESİ, 10 SİVASTOPOL MARŞI, 11 CEDDİN DEDEN, 12 MEHTER MARŞI, 13 ÇIRPINIRDI KARADENİZ, 14 AKINCILAR MARŞI, 15 ÇANAKKALE MARŞI, 16 DEVLET MARŞI, 17 MALAZGİRT MARŞI,18 ORDU MARŞI, 19 GENÇ OSMAN, 20 TARİHİ ÇEVİR... İyİ dİnLeMeLeR... (not: eğer sizde mehter marşı aşığıysanız ve facebook'a kayıtlıysanız, sizi MEHTER MARŞI AŞIKLARI grubunda görmek isteriz... mehter marşı aşıkları kardeşlerimizi aramızda görmemkten mutluluk duyarız....
ADRES: http://www.facebook.com/group.php?gid=39520931910)
(not: yaşanan arıza nedeniyle çalma listemizdeki parçalar ve sıralarında değişiklik olmuştur...)
|
|
Yorum (80) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Salı, Ocak 6, 2009 - MEHTER MARŞI DİNLEMEK İSTEYENLERE, YAŞANAN SORUN NEDENİYLE MEHTE
ARTIK www.birxkovaxsogukxsu.blogcu.com 'dan ESKİ GÜNLERDE OLDUĞU GİBİ MEHTER MARŞI DİNLEYEBİLİRSİNİZ... DİNLEYEBİLECEĞİNİZ MARŞLAR AŞAĞIDA SIRASIYLA YAZILMIŞTIR...İYİ DİNLEMELER...
01: TARİHİ ÇEVİR Tarihi çevir nal sesi kısrak sesi bunlar, Delmiş romanın kalbini mızrak gibi hunlar, Göktürkler uygurlar oğuzlar peçenekler, Türkün yüce tarihine binbir zafer ekler...
Dünya atının nalları altında ezildi, Kaç haçlı seferi göğsüne çarpınca kesildi, Bir gün gemiler dağlara tırmandı denizden, Kudret ve zafer bizlere miras dedemizden...
02:MEHTER VURUYOR
Mehter vuruyor tarihin aksetmede yâdı Andık yine, Fatih’le, Süleyman’ı, Murad’ı. Kös sesleri sarsın bütün İstanbul’u yer yer Geçsin önümüzden, koca gazi ve şehitler.
Türk ordusunun şan dolu bir satvetidir bu Fethin, Mahaç’ın, Niğbolu’nun haşmetidir bu. Mehter bize bir ruh veriyor, tâ nerelerden Meriçlerle,Çanakkale,Yemen’den, Kore’lerden.
03:MEHTER MARŞI
Gafil ne bilir neşve-i pür şevk-i vegayı Meydan-ı celadetteki envar-ı sefayı Meydan-ı gaza aşk ile tekbirler alınca Titretti yine ruy-i zemin arş-ı semayı Allah yoluna cenk edelim, şan alalım şan Kur'anda zafer vaadediyor hazret-i Yezdan
04:ÇIRPINIRDI KARADENİZ Çırpınırdı Karadeniz Bakıp Türk'ün bayrağına Ah ölmeden bir görseydim Düşebilsem toprağına
Sırmalar sarsam koluna İnciler dizsem yoluna Fırtınalar dursun yana Yol ver Türk'ün bayrağına.
Ayrı düştüm dost elinden Yıllar var ki çarpar sinem Vefalı Türk geldi yine Selam Türk'ün bayrağına.
05:YİNE DE ŞAHLANIYOR
Yinede şahlanıyor aman Kolbaşını yandım da kır atı Görünüyor yandım aman Bize serhad yolları.
Davullar çalınsın aman Aman da ceng-i cengide harbiyi Görünüyor yandım aman Bize sefer yolları.
Gâhi sefer olur aman Aman da sefer seferde eyleriz Hazan erişince aman Bahar güzel severiz.
Gülyüzlü yari de aman Aman da hile ile de severiz Sefersiz olamaz aman Aman er evlaları.
06: SANCAK MARŞI
Ertuğrul’un ocağında uyandın Şehitlerin kanlarıyla boyandın Nice düşman kâl’asına uzandın Sana selam ey şanlı Türk sancağı
Çırpınarak dalgalanır kanadın Gökyüzüne çıkmak mıdır muradı Gölgende can vermek ister evlâdın Sana selam ey şanlı Türk sancağı
07:YELKENLER BİÇİLECEK
Yelkenler biçilecek,yelkenler dikilecek Dağlardan çektirilen kalyonlar çektirilecek.
Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın
Delikanlım, işaret aldığın gün atandan Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan.
Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın
08:ÇANAKKALE DESTANI
Çanakkale içinde aynalı çarşı, Ana ben gidiyom düşmana karşı of gençliğim eyvah.
Çanakkale içinde vurdular beni, Ölmeden mezara koydular beni of gençliğim eyvah.
Çanakkale içinde bir kırık testi, Analar babalar umudu kesti of gençliğim eyvah.
Çanakkale içinde sıra sıra söğütler, Binbaşılar oturmuş asker öğütler of gençliğim eyvah.
(NOT:Marşların sözleri Mehteranın okuduğu şekilde ve okuduğu kadarıyla yazılmıştır... Değişik kaynaklarda daha uzun ve daha farklı şekilde bulabilirsiniz...)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Cuma, Eylül 7, 2007 - ESKİLERDE KALAN GÜZELLİKLERİMİZ, AMA ARTIK HEPSİNE HASRETİZ

BİZE UZAK.... AMA ATALARIMIZ BÖYLEYDİ... BİZ BU HALLERE DÜŞECEK ADAMMIYDIK!!! İŞTE OSMANLI...
Faziletliydik:
Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik. Dürüsttük: Bir zamanlar, Londra Ticaret Odası'nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: "Türklerle alışveriş et, yanılmazsın."
İtibarlıydık: Bir zamanlar, Hollanda Ticaret Odası'nın toplantılarında oylar eşit çıkınca, Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.
Temizdik:
Yere bile tükürmezdik. Hatta Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa'ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor: "Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür."
Çevreciydik:
Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için, saçak altlarına kuş sarayları yapardık. Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez.
Harama el sürmezdik:
Fransız müellif Motray, 1700'lerdeki halimizi şöyle anlatıyor: "Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar, arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu'ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir."
Medeni idik:
İngiliz sefiri Sir James Porter ise, 1740'ların Türkiye'si için şunları söylüyor: "Gerek İstanbul'da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır."
Dosdoğruyduk:
Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor: "Haksızlık, murabahacılık [aşırı kâr koyma, tefecilik], inhisarcılık [tekelcilik] ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür... Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan, çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır."
Hırsızlık nedir bilmezdik:
Fransız müellif Dr. Brayer, 1830ların İstanbul'unu getiriyor önümüze: "Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumi ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul'da her sene azami beş-altı hırsızlık vakası görülür." Ubicini, Dr. Brayer'i şöyle doğruluyor: "Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hristiyan olan Galata ile Beyoğlu'nda ise hırsızlık ve cinayet vakaları olmadan gün geçmez."
Naziktik:
Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880'lerin "biz"ini anlatıyor bize: "İstanbul Türk halkı Avrupa'nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi, nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz."
Cihana örnektik:
Türkiye Seyahatnâmesi'yle meşhur Du Loir'un 1650'lerdeki hükmü şöyle: "Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir." şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu. Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsın: "Türklerdeki iyilik duygusu, hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır... Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise, bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir." (Küçük Asya, c. 9)
Hayırseverdik:
Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim: "Yazın İstanbul'dan Sofya'ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin, yolculara, bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum." Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir, şöyle diyor: "Fakat şunu da ifade etmeliyim ki, bu dindarâne hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler." Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı Avukat Guer misallendiriyor: "Türk şefkati, hayvanlara bile şamildir" dedikten sonra şu örneği zikrediyor: "Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar, sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar... Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür..." "Kaçık"lığın kaynağını da veriyor adam: "Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk'e, bir gün, yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: 'Allah'ın rızasını tahsile [kazanmaya] yarar.'"
------------------------------BUNLAR ASIRLAR ÖNCE DEĞİL BİR ASIR ÖNCE YAŞANANLAR BU KADAR HIZLI DEĞİŞİMİ NASIL BAŞARDIK?-----------------
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
HAKKIMDA KISACA:)
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
- Boğamasam da
- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
KATEGORİLERİM
BLOG ARKADAŞLARIM
MSN DESTEK HATTI
REKLAMLAR&ÖNERİLER
ANKET
MEHTER MARŞI DİNLİYORSUNUZ
(ARŞİVLER VE BELGELERLE OSMANLI TARİHİ)
SAYFA GÖRÜNTÜLEME
TEKİL ZİYARETÇİ
TOPLAM |