google site

BİR KOVA SOGUK SU

google site

İSTEK,ŞİKAYET VE ÖNERİLERİNİZİ YORUMLAR BÖLÜMÜNDE DİLE GETİREBİLRİSİNİZ.iletişim:bxkxsxs@hotmail.com



BİR KOVA SOGUK SU (DİKKAT! KAYGAN ZEMİN)

Cuma, Ocak 30, 2009 - SİZ MÜKEMMEL ÇİFT HİKAYESİNİ BİLİYORMUSUNUZ ?

Okuyacağınız hikaye her ne kadar hikaye olsada gerçeklik payı yüksek bir hikayedir .... iyi okumalar.....

MÜKEMMEL ÇİFT



Zamanin birinde mükemmel erkek ve mükemmel kadin


karsilasmislar.


Mükemmel bir flört döneminden sonra mükemmel bir


evlilik yapmislar.


Birlikte mükemmel bir hayat sürmüsler.


Bu mükemmel çift karli,firtinali bir noel aksami


mükemmel


arabalariyla giderken yolda donmak üzere olan bir


adam görmüsler.


Mükemmel çift olduklarindan adama yardim etmek için


durmuslar. Adam


meger


sirtinda oyuncak çuvaliyla Noel Baba'ymis.Mükemmel


çiftimiz


noel aksami çocuklarin hayallerini karartmamak için


Noel Baba ve


oyuncaklarini arabaya yüklemisler.Oyuncaklari


çocuklara dagitarak


yollarina devam etmisler.. Maalesef tipi artmis,araca


hakim olmak


zorlasmis ve mükemmel
çift ve Noel Baba trafik kazasi


geçirmisler.





Kazada bunlardan yanlizca biri kurtulmus.


Soru:Kim kurtulmus?


Cevap aşağıda









































Yanit:


Mükemmel kadin kurtulmus.. Herseyden önce mükemmel


kadin gerçekten vardir...Herkes bilir ki Noel Baba ve


mükemmel erkek


diye


birisi yoktur...








***Kadinlar burada okumayi biraksinlar, yazinin


sonu!!!





























***Erkekler asagiya baksinlar.







































Eger mükemmel adam ve Noel Baba yoksa arabayi mutlaka


mükemmel


kadin kullaniyordur, bu bize kazanin nedenini ve en


mükemmel kadının


bile


Araba kullanmak gibi bazı konularda pekte mükemmel


olmadığını


açiklar....








**** Erkekler asagiya baksinlar.















































>Aklimdayken, eger bir kadinsaniz ve hala bunu


>okuyorsaniz, buda baska bir noktayi açiga kavusturur:


>Kadinlar hiç bir zaman söz dinlemezler...                                     ---ALINTI---


BİRXKOVAXSOGUKXSU YORUMLUYOR
  Hikayeler genelde gerçekte olma ihitmali düşük şeylerin olmuş gibi anlatılarak ;insanları heycanlandıran ,sevindiren ve bazende üzen eserlerdir.(bu tanım kişisel bir tanımdır,  o yüzden ödev ve buna benzer önemli belgelerde kullanmak hatalı olabilir...) Ama görüldüğü gibi gerçekte olma ihtimali olmayan mükemmel çift hikayede de olmuş gibi gösterilememiştir... kaza yapan birisi mükemmel olmasa gerek...  eee birisi mükemmel olmayan bir çiftte de mükemmel çift denilemeyeceğine göre.... SONUÇ OLARAK: Mükemmel insan yoktur... mükemmel bir insan yoktur derken mükemmel bir çift vardır dersek yalan olur... mükemel bir çift hikayesini mükemmel olarak bitirmek te mümkün değildir... ama mükemmel bir insan çıkarda ,mükemmel çift hikayesini,mükemel bir şekilde bitirirse, o hikayeyi yorumlar bölümünde görmek isterim... o arkadaşıda tebrik etmek isterim...   :)

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Çarşamba, Mart 7, 2007 - BALIKÇI VE İŞ ADAMI

Balık tutma zamanı...
Belki 8 sene önce yayınladığımız, belki 8 sene sonra yayınlayacağımız bir balıkçı hikayesi...
Zengin bir iş adamı, iş seyahati sırasında küçük bir kıyı kasabasına uğramış. Limanda gezerken ağzına kadar balık dolu bir tekne görmüş. Ve içinde keyifli bir balıkçı...
“Merhaba balıkçı... Bu balıkları kaç zamanda tuttun” diye sormuş iş adamı...
“Bir iki saatimi aldı” demiş balıkçı... İştahlanmış bizim iş adamı;
“E, niye biraz daha kalıp daha fazla tutmadın” diye sormuş...
“Bu kadarı bize yetiyor da ondan” diye omuz silkmiş balıkçı... Şaşmış balıkçının bu kanaatkarlığına iş adamı;
“Kalan zamanını nasıl geçiriyorsun peki” diye üstelemiş... Balıkçı, özetlemiş bir gününü:
“Sabahları açılır biraz balık tutarım. Sonra çocuklarımla oynarım. Öğleyin karımla biraz vakit geçirip, dinlenirim. Akşamları arkadaşlarımla geç vakte kadar sohbet ederiz. Oldukça meşgul sayılırım anlayacağınız.”
Gerinmiş iş adamı:
“Bak” demiş “Ben sana yardımcı olabilirim. Bu işe daha çok zaman ayırmalısın. Daha büyük bir tekne bulup daha çok balık tutmalısın. Oradan elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede değil, doğrudan işletme tesislerine satarsın. Hatta zamanla kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Kısa zamanda balıkçılık sektöründe bir numara olursun...”
Balıkçı merakla, “Bunları yapmak kaç sene alır beyim” demiş.
“15-20 yılda halledersin” demiş, “Ama sonrası daha parlak: Zamanı gelince şirketini halka açarsın, hisselerini iyi paraya satarsın, kısa zamanda zengin olup milyarlar kazanırsın.”
“Milyarlar ha...” diye tekrarlamış balıkçı, “Eeee... Sonra?...”
“Sonra emekli olursun... Küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin... İstersen zevk için balık tutarsın... Çocuklarınla oynar, karınla keyfince vakit geçirip, dinlenirsin. Akşamları da arkadaşlarınla buluşup sohbet edersin...”
Balıkçı bu sözlerden sonra sadece gülmüş....

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Mart 6, 2007 - YALAN SÖYLEMESEYDİ DAHA DA HOŞ OLMAZMIYDI;HOŞ OLURDU HİKAYE OLMA

YALAN VE BİR ÖMÜR

Kiza bir partide rastlamisti.. Harika birseydi. O gün pesinde o kadar delikanli vardi ki.. Partinin sonunda kizi kahve icmeye davet etti.

Kiz parti boyu dikkatini cekmeyen oglanin davetine sasirdi, ama tam bir kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki sirin kafeye oturdular. Delikanli öyle heyecanliydi ki, kalbinin carpmasindan konusamiyordu. Onun bu hali kizin da huzurunu kacirdi.. "Ben artik gideyim" demeye hazirlanirken, delikanli birden garsonu çagirdi..

"Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi.. "Kahveme koymak için.."
Yan masalardan bile saskin yüzler delikanliya bakti..

Kahveye tuz!..
Delikanli kipkirmizi oldu utanctan, ama tuzu kahvesine döktü ve icmeye basladi. Kiz, merakla "Garip bir agiz tadiniz var" dedi..

Delikanli anlatti:
"Cocukken deniz kenarinda yasardik. Hep deniz kenarinda ve denizde oynardim. Denizin tuzlu suyunun tadi agzimdan hic eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadi cok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadi dilimde hissetsem, cocuklugumu, deniz kenarindaki evimizi ve mutlu ailemi hatirliyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarinda oturuyorlar.. Onlari ve evimi öyle özlüyorum ki.."
Bunlari söylerken gözleri nemlenmisti delikanlinin..

Kiz dinlediklerinden cok duygulanmisti.
Içini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmaliydi. Evini düsünen, evini arayan, evini sakinan biri.. Ev duyusu olan biri..

Kiz da konusmaya basladi.. Onun da evi uzaklardaydi.. Cocuklugu gibi.. O da ailesini anlatti. Cok sirin bir sohbet olmustu.. Tatli ve sicak.. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel baslangici olmustu tabii..

Bulusmaya devam ettiler ve her güzel öyküde oldugu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar cok mutlu yasadilar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kasik tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdigini biliyordu çünkü.. 40 yil sonra, adam dünyaya veda etti.

"Ölümümden sonra ac" diye bir mektup birakmisti sevgili karisina..

Söyle diyordu, satirlarinda :

"Sevgilim, bir tanem..

Lütfen beni affet. Bütün hayatimizi bir yalan üzerine kurdugum icin beni affet. Sana hayatimda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. Ilk bulustugumuz günü hatirliyor musun?.Öyle heyecanli ve gergindim ki, seker diyecekken 'Tuz' çikti agzimdan.. Sen ve herkes bana bakarken, degistirmeye o kadar utandim ki, yalanla devam ettim. Bu yalanin bizim iliskimizin temeli olacagi hic aklima gelmemisti. Sana gercegi anlatmayi defalarca düsündüm. Ama her defasinda korkudan vazgeçtim.

Simdi ölüyorum ve artik korkmam için hicbir sebep yok.. Iste gercek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanidigim andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pismanlik duymadan. Seninle olmak hayatimin en büyük mutlulugu idi ve ben bu mutlulugu tuzlu kahveye borcluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herseyi yeniden yasamak, seni yeniden tanimak ve bütün hayatimi yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da.."
Yasli kadinin gözyaslari mektubu sirilsiklam islatti.
Lafi açildiginda birgün biri, kadina "Tuzlu kahve nasil bir sey" diye soracak oldu..
Gözleri nemlendi kadinin..

"Cok tatli!.."


dedi..

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

HAKKIMDA KISACA:)

Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!.. - Boğamasam da - Hiç olmazsa yanımdan koğarım.

EN SON YAZDIKLARIM

BAĞLANTILAR

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
MYNET
MEMURLAR
AÖF
AÖF-PORTAL
ÖSYM

KATEGORİLERİM

BLOG ARKADAŞLARIM

MSN DESTEK HATTI

REKLAMLAR&ÖNERİLER

HISAR INTERCONTINENTAL HOSPITAL FAZİLET NEŞRİYAT MOLLACAMİ.COM SU HAYATTIR HİZMET TURİZM ''sınırsız hizmet'' AGT AĞAÇ SANAYİ

ANKET



MEHTER MARŞI DİNLİYORSUNUZ

(ARŞİVLER VE BELGELERLE OSMANLI TARİHİ)

    1. SAYI 2. SAYI 3. SAYI 4. SAYI 5. SAYI 6. SAYI 7. SAYI 8. SAYI . SAYI 9. SAYI 11. SAYI BAŞLIKLARI
-Kaleyi Teslim Alan Adalet
-Sultan II. Abdülhamîd Han'ın Siyasî Dehası
-Bellini'nin Yaptığı Fatih Sultan Mehmet Han Portresinin Hikayesi
-Şanlı Plevne Müdafaası ve Gâzi Osman Paşa
-Dağların Padişahı: Hakkari
-Ebû Eyyûb El-Ensârînin (r.a.) Kabrinin Bulunması
-Kuyucu Murad Paşa
-Müslümanların Avrupa’ya Kültür ve Medeniyeti Yaydığı Ülke: İspanya
-Hâce Ali Râmîtenî Hazretleri
-Avrupa'nın Merkezinde Yaşayan Bir Osmanlı Abidesi: Mostar Köprüsü
-Şemseddin Sami (1850-1904)
-ve diğerleri... 12. SAYI 13. SAYI 14. SAYI 15. SAYI

SAYFA GÖRÜNTÜLEME

TEKİL ZİYARETÇİ

TOPLAM